Sık kullanılanlara Ekle |Ana Sayfam Yap

Hürriyet Ankara Seri İlan

Ankara'daki İlan ve Reklam sektöründe hizmet veren tamamen kalite anlayışına ve müşteri odaklı çalışan En önde gelen firma gururla söyleyebiliriz ki biziz.  1998 yılından bu güne kadara ERKA SERİ İLAN REKLAM olarak hizmet vermekte olan firmamız çalışma prensibi olarak yaptığı işi basit bir ilan ve reklam olarak görmeyip işini son derece ciddiye alarak müşterilerimizin arz-talep potansiyelini  karşılamaktadır. Ankara Hürriyet İlan Ajansı olarak yaptığımız işin bir sanat olduğunun bilincindeyiz. Ankara da İlan ve Reklam arama derdine artık son vereceksiniz çünkü artık bir İlancınız var. Ankara da ki İlancıların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. İşini sanat olarak görüp bu sanatını en güzel şekilde anlatan etkin tasarım ve güleryüzlü personeli ile ve müşteri ile  ilgilenip onlarla konuşan tek İlan Ajansı olmanın onurunu yaşamaktayız.Hürriyet Seri İlan,Hürriyet İnsan Kaynakları,Hürriyet Gazetesine Vefat ve Sosyal içerikli ilanlar,Hürriyet Gazetesine kayıp ilanı ve bir çok ilanlarınız için firmamız ile irtibat kurabilirsiniz.

Ankara'nın İlan ve Reklam  verebileceğimiz ilçe ve semtleri

  • 100.yıl, abidinpaşa, akdere, akyurt, alemdar, anafartalar, anıttepe, aşağı ayrancı , aşağı öveçler , aşağı yurtçu , atatürk orman çiftliği, ayaş, aydıncık, aydınlıkevler, ayrancı, bağlar, bağlum, bala, balgat, basın evleri , batıkent, bent deresi , beşevler, beypazarı, beysukent, beytepe, bilkent, boztepe, cankurtaran, cebeci, çaltaköy, çankaya, çayırhan, çayyolu, çetin emeç , çubuk, demetevler, demirlibahçe, dışkapı, dikmen, elmadağ, emek/yeşiltepe , eryaman, esat, etimesgut, fatih sultan , fevzi çakmak , gaziosmanpaşa, gölbaşı, güdül, güvercinlik, güzelkent, hasköy, haymana, iğciler köyü , incek, incesu, intepe, iskitler, kalecik, karabayır, karşıyaka, kavaklıdere, kazan, keçiören, kırkkonaklar, kızılay, kızılcahamam, kocatepe, konutkent, kurtuluş, küçükesat, maltepe, mamak, nallıhan, necatibey, odtü, oran, ostim, orencik, oveçler, polatlı, pursaklar, rüzgarlı çapar , saime kadın , saray, sarayköy, sarıkavak, seyranbağları, sıhhiye, sincan, siteler, söğütözü, susuz, temelli, topçular, tunalı hilmi , turan güneş bulvarı , ulucanlar, ulus, uyanış, ümitköy, yakakaya, yenimahalle, yenişehir, yıldız, yukarı ayrancı , ziyabey, ankara merkez, esertepe, sanatoryum, etlik, tandoğan, ayvalı, diğer semtler, eryaman 1.etap, eryaman 2.etap, eryaman 3.etap, eryaman 4.etap, eryaman 5.etap, eryaman 6.etap, eryaman 7.etap, eryaman 8.etap, eryaman 9.etap, altmışevler, angora evleri, ayvalı, bilkent, büyükesat, çukurambar, devlet mahallesi, çankaya birlik mah., çinçin, demirtepe, elvankent, gazi mahallesi, g.m.k bulvarı, hamamönü, haymana, siteler hüseyingazi, ivedik organize sanayi, kalaba, kayaş, koru sitesi, kutlu düğün, mebusevler , odtü teknokent, subayevleri, şentepe, topraklık, türk-iş blokları, varlık mahallesi, yenidoğan, ahlatlıbel, altındağ, ata sanayi, bahçelievler, aktepe, aşağı eğlence, beştepe, boğaziçi, çiğdem mahallesi, dikimevi, sincan fatih, sincan organize sanayi, gimat, gülveren, bilkent üniversitesi, hacettepe üniversitesi, gazi üniversitesi, hasköy, dikmen ilker, incirli, macunköy, necatibey, sancak mahallesi, sıhhiye, dikmen sokullu, ufuktepe, iskitler, kolej, kurtuluş, lalahan, şaşmaz, haymana yolu 10km kadar, esenboğa havaalanı
  • Web sitemizden Ankara'nın tüm ilçelerine ve semtlerinden Seri İlan Reklam verebilirsiniz. Yalnız Ankara'nın belli mesafeden sonra yol ücreti talep edilmektedir. Bunun dışında kesinlikle Müşterilerimizden yol ücreti istenmemektedir.

Yeni Asır Seri ilan,Hürriyet Seri İlan,Sabah İlan,Sabah Gazetesi Sarı sayfalar,Akşam İlan,Zaman İlan,Star İlan Servisi,Posta Seri İlanlar,Cumhuriyet Gazete İlan,Hürriyet İş İlanları,Hürriyete İlan Vemek,Seri İlan Verme,www.erkaseriilan.comgazete ilan satılık araba otomobil ilanı gazeteler oto emlak vasıta kiralık satilik ilanları seri ilan seri sabah ilani hürriyet hürriyet ilan zayi daire ilanlar ilanlari hürriyet gazetesine ilan vasita seri ilanlar gazetelere ilan hürriyet gazete ilanı İlan vefat galeri reklam kiralik milliyet İlanları fiyatları resimleri sabah ilan hürriyet seri ilan sabah gazetesi ilan hürriyet seri ilanlar 2.el araç insan izmir zayii İlanı ankara siteleriwww.hurriyetseriilan.gen.tr gazetesi hurriyet sahibinden kaynakları hurriyetilan

sabah ilan ajansı hürriyet gazetesi ilan ev net bmw moda anma site bayi Ölüm depo star sarı devam akşam turbo haber dİĞer diğer sifir adana bursa posta konut medya konya sıfır kayıp sabaha sitesi mersin destek broşür kocaeli antalya bayilik türkiye istanbul mercedes ücretsiz gazeteye sayfalar seriilan bayileri otomobıl ikinciel starilan sabahilan zamanilan vatanilan fıyatları ikinci el postailan galerileri gazetelere gazetesine gazeteilan gazete oku web tasarım sabah ilani sabah ilanı bedava ilan gazete ilan gayrimenkul gazete ilanı gazete İlanı milliyetilan resmi gazete depo anadolu destek hattı sabahseriilan ücretsiz ilan satılık ilanı sabah ilanlari sabah ilanları cumhuriyetilan sabah seri ilan yerel
ANKARA

Ankara, Türkiye Cumhuriyeti'nin ba§kenti, ülkenin ortakuzey kesiminde il ve il merkezi kent. Yüzölçümü 25.706 km' olan Ankara ili kuzeyde Bolu ve Çankırı, doğuda Kırıkkale, güneydoğuda Kır§ehir ve Aksaray, güneyde Konya, batıda da Eski§ehir illeriyle çevrilidir.
Kuzey ve kuzeybatı kesimdeki bazı topra~ları Karadeniz Bölgesi, büyük bölümü ise Iç Anadolu Bölgesi sınırları içinde yer alan

Ankara ili, dağlık ve ormanıık Kuzey Anadolu Dağları ile kurak Konya Ovası arasında bir geçit alanıdır. Sınırları kuzeyde Köroğlu Dağlarının orman ve steplerle kaplı güney yamaçlarına kadar uzanır; bu dağların güney uzantıları yer yer il sınırları içine girer ve gittikçe alçalıp ilin orta kesimlerinde bir plato görünümü alarak, güneyde Tuz Gölü havzası ve Cihanbeyli Platosu ile birle§ir. Kızılırmak ve kolları ilin doğu sınırını, Sakarya ırmağı ise batı sınırını belirler.
Doğal yapı. Daha çok bir plato niteliğindeki il topraklarının en yüksek noktası Köroğlu Dağlarındaki Yıldırım Dqğının 2.034 m'ye eri§en Harami Tepesidir. Oteki önemli y~kseltilerin tümü 2.000 m'nin altındadır (Idris Dağı, 1.997 m; Aydos Dağı, 1.879 m;
Elma Dağı, 1.761 m).
İlin doğu kesiminin sularını Kızılırmak, batı kesiminin ise Sakarya ırmağı toplar. Sakarya'nın öı:ıemli kollarından biri olan Ankara Çayı ıncesu ile Çubuk, Hatip ve Ova çaylarından olu§ur. Çubuk Çayı üstünde Çubuk i ve Çubuk II barajları, Hatip Çayının kolu Bayındır Deresi üstünde Bayındır Barajı, gene Ankara Çayının kollarıngan biri olan Kurtboğazı ,Deresi üzerinde Kurtboğazı Barajı vardır. Ilin güneydoğusunda Kızılırmak üstünde yer alan Hirfanlı ve Kesikköprü barajları ile batısında Sakarya ırmağı üstünde kurulmu§ olan Sarıyar ve Gökçekaya barajlarının ardında birer yapay göl olu§mu§tur.
Ankara ilinde ovalar fazla yer kaplamaz;
ba§lıca düzlükler Çubuk ve Mürtet ovalarıdır. Yükseltisi 1.000 m'den (azla olan dalgalı düzlükler geni§ yer tutar. Ilin güney kesiminde Tuz Gölünün kuzey ucu ile Sakarya ırmağı vadisine kadar uzanan düzlükler Haymana Platosu olarak adlandırılır.
Ekonomi. Ankara, eskiden Türkiye'nin Konya'dan sonra ikinci önemli tarım iliydi.
Topraklarının yarıya yakın bölümünde bitkisel üretim yapılan ilde faal nüfusun dörtte biri tarımda çalı§makta, ama ii çapında sağlanan gelirde tarımın payı yüzde lO'u bile bulmamaktadır (1986). En çok tahıl, §eker pancarı, kavun, karpuz, domates, havuç, patates, baklagiller, elma, armut, hıyar ve ayçiçeği yeti§tirilir. 1988'e ait Devlet Istatistik Enstitüsü (DIE) verilerine göre Türkiye'de üretilen havucun yüzde 31'i, vi§nenin yüzde 18'i, dutun yüzde 13'ü, kavunun yüzde 12'si ve ye§i1 mercimeğin yüzde 1l'i Ankara ilinde gerçekle§tirilmi§ti. , Hayvancılık, Ankara yöresinde eskiden beri önemli bir uğra§tır. En çok koyun ve dünyaca ünlü Ankara (tiftik) keçisi yeti§tirilir. Sığır besiciliği ve tavukçuluk geli§mektedir; arıcılık da yapılır.
il genelinde hizmetler ve sanayi, tarıma göre daha çok önem ta§ır. Ba§lıca sanayi kurulu§ları dokuma, içki, traktör, tarım alet ve makineleri, elektromekanik, motor, plastik, boya, §eker, yem, süt ürünleri, mobilya, çimento, tuğla ve kiremit fabrikalarıdır.
Tarih. Kentin ilk adı, "gemi çapası" anlamına gelen "Ankyra" idi. Bizanslı Stephanos Coğrafya Sözlüğü'nde kente bu adın, Mısırlıları denize kadar sürüp çapalarına el koyan Galatlarca verildiğini yazar. Pausanias ise kentin Galatlardan önce, Frigya kralı Midas tarafından kurulduğunu öne sürer.
Frig söylencelerine göre Midas, gemi çapasını bulan ki§idir. Çok sonraları kent "Engürü" olarak adlandırılml§tır. Bu sözcüğün Farsça "üzüm" anlamına gelen "Engür"den geldiği söylenir.
Yörede ilk insan yerle§iminin Alt Paleolitik Çağda (y, 45 bin - 15 bin yıl önce) ba§ladığı sanılmaktadır. Haymana kasabasının kuzeydoğusundaki Dereköy yakınında

Hürriyet Seri İlan
Sabah Seri İlan
Star Seri İlan
Gazete ilan
Gazete İlanları
Hürriyet Sarı Sayfalar
Sabah Sarı Sayfalar
Hürriyet Gazetesi

Erka Hürriyet İlan
Erka Sabah İlan
Erka Sarı Sayfalar
Erka Hürriyet İnsan Kaynakları
Erka Zayi kayıp ilanı
Erka Vefat İlanı
Erka Anma İlanı
Erka Seri İlan
Erka Sosyal ilan
Erka Gazete İlan
Erka Zaman İlan
Erka Hürriyet İş İlan
Erka web Gazete ilan      
Erka İlan
Erka Yeniasır Seri İlanlar
Sabah Gazetesi
Star Gazetesi
Akşam Gazetesi
Milliyet Gazetesi
Posta gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi
Fanatik Gazetesi
Fotomaç Gazetesi
Ulus Gazetesi
Bulvar Gazetesi
Tan Gazetesi
Etlik Fazıl Gazino  GMK Bulvarı Gülhane Hacettepe Hamamönü Haymana Hüseyingazi İçcebeci İncesu İsmetpaşa İvedik Organize Sanayi Kalaba Karakeçili  Kartaltepe Kayaş  Keçiören  Keçiören Çaldıran Keçiören Kamil Ocak Cad. Keçiören Şose Keklikpınarı Kırkonaklar Kızılay Merkez Kızılcahamam Konutkent  Koru Sitesi   Kutlu Düğün M.T.A Mamak Mebusevler  Mesa Koru Mutluköy Namık K. Bul. Numune  ODTÜ Teknokent Ostim Öveçler Sanatoryum Seyranbağ Cad. Siteler  Subayevleri Şentepe Tahran Caddesi Topraklık Türkiş Blokları Ulus Hacıbayram Ulus Opera  Uyanış Varlık Mah.Y. Mahalle R. Tüzün Cad. Yenidoğan Yenimahalle Lalegül   Yenişehir Yıldız Polatli 100. Yıl 5. Sokak Öveçler 74. Sokak Öveçler Ahlatlıbel  Akın  Altındağ Anıttepe Aşağı Ayrancı  Ata Sanayi Ataşehir Çayyolu  Aydınlıkevler Bademli  Bahçelievler Barakalar Başkent Universitesi Batıkent İlk Yerleşim Mahallesi  Battalgazi  Beşevler Gazi Ün. İ.İ.B.F. Beysukent  Bilkent 2 Bilkent Merkez Kampüs Burç Büyüksanayi Cebeci Çamyolu Sitesi Çankaya Birlik Mah. Çayyolu Çıkrıkçılar Çinçin  Delilertepesi Demetevler 10.Cadde Demetevler 2.Cadde Demetevler 5.Cadde Demetevler 8.Cadde Demirtepe Dışkapı Dikmen Vadisi Elvankent Erdemkent Çayyolu Eryaman 1.Etap Eryaman 4.Etap Eryaman 7.Etap Eryaman Doğakent Eryaman Evleri Etiler   Evren Gazi Mah. Gaziosmanpaşa Gökçeören Gülveren Hacettepe Beytepe Hasköy Hisar  Ilıca İlker İncirli İstanbul Yolu Kadıncık Kara Harp Okulu Karaköy Kavaklar 
Kazan Keçiören Asfalt  Keçiören Hastane Keçiören Karakol Keçiören Telsizler Kennedy Caddesi Kızılay Bakanlıklar Kızılay Meşrutiyet Kocatepe Konutkent 1 Koyunpazarı Küçükesat Macunköy Marangozlar Mecidiye Mesa Yonca Evleri Çayyolu   Mutluköy Sitesi Ümitköy Necatibey Cad. Nuri Pamir Cadd. Oran Oyak Sitesi  Pınarbaşı  Sancak Mah. Sıhhıye Sokullu Susuz Köyü Mevkii Şenyuva Tandoğan  Tunalı  Ufuktepe  Ulus İtfaye Ulus Rüzgarlı Ümitköy Y. Mahalle Güzelevler Y.Mahalle İvedik Caddesi  
Yenimahalle Yenimahalle Merkez Yeşilöz Yukarı Ayrancı Sincan 2. Cadde Öveçler    6. Cadde Öveçler  8. Cadde Öveçler Akay Aktepe Anafartalar Arcadium  Aşağı Eğlence    Atakent  Avşar Aydınlıkevler Telekom  Baglum  Balgat  Barış Mah.  Batıkent Anıt İş Mrk.   Batıkent Kardelen Mah. Bent Deresi  Beştepe  Beytepe Bilkent 3  Boğaziçi   Bülbülderesi Candır Cengiz Topel Çandarlı Çankaya Cinnah  Çayyolu Arcadium   Çiğdem Mah. Çubuk Demetevler  Demetevler 11.Cadde Demetevler 3.Cadde  
Demetevler 6.Cadde Demetevler 9.Cadde Derekenarı Dikimevi Divrik Emek  Erler   Eryaman 2.Etap Eryaman 5.Etap Eryaman 8.Etap Eryaman Oyak Evleri Esentepe   Etimesgut Fatih Gazi Ün. Hastanesi Gimat  Gölbaşı Güven Hal Hastane Hurdacılar   İbni Sina İncek İskitler  İstasyon  Kafkas Blokları Karacakaya Karşıyaka  Kavaklıdere   Kazım Karabekir Keçiören Bağlarbaşı  Keçiören Kalaba Keçiören Kızlarpınarı Cad.    Keçiören Tepebaşı  Kırbaşı Kızılay Kumrular Kızılay Sakarya Kolej Konutkent 2 
Kurtuluş Lalahan Maltepe Maskeyolu Mesa Batıkent Mithatpaşa Mürted Nenehatun   ODTÜ Osmangazi Örnek Mah. Saimekadın Seyran Sincan Söğütözü Şaşmaz  T.B.M.M   Tasiş Turan Güneş Bulv. Ulus Anafartalar  Ulus Merkez Ulus S.Pazarı Ümitköy Galeria Y. Mahalle Kard. Koop. Yeni Sanayi Yenimahalle Bankaevler  Yenimahalle MİT Yıldırım Beyazıt Ankara Yukarı Dikmen seri ilan reklam Ankara gazete seri ilan emlakcıların telefonları rüzgarlı caddesindeki ilancılar ANKARA HÜRRİYET GAZETESİ SERİ İLAN SERVİSLERİ İLAN AJANSLARI HÜRRİYET İNSAN KAYNAKLARI İLAN GAZETEYE İ.K EKİ İLAN VERMEK. Ankara seri ilan servisi nasıl gazete ilanı verilir ilanver ilanım var hürriyet gazetesi eleman ilanı, hürriyet gazetesine star gazetesi işyeri devir ilanı vermek istiyorum matba matbaa işleri yapan Ankara firmaları bizlerin kartvizit broşür insört insort işlerinide takip eder zaman gazetesi Ankara seri ilanlarınde son günlerde etkili hale gelmekle birlikte yeni asır gazetesi ilan küçük büyük ilan lar’da izmir’de etkili bir gazete dir Ankara gazete ilan merkezi olarak ankaradaki kiralık evler bizim internet sitemizde ücretsiz görüntülenir.
Vasıta ilanları
İş ilanları
Personel ilanları
Eleman İlanları
Eleman alımı
Personel Alımı
Gazete İlanı
İlanları
Ankara Gazete İlanları
İstanbul Gazete İlanları
Hürriyet gazetesi ilanları
Hürriyetin ilanları
Hürriyete İlan
İlan Hürriyet
Ajansımızdan bir telefonla veya faksla yada mail ile, Türkiyenin her yerinden online gazete ilanları verebilirsiniz. Ankara İlan destek hattı: 0.312.31134 04 İstanbul İlan destek hattı: 0212.275.42.22 İstanbul Anadolu İlan: 0216.337. 0. 337

taminikler ve adrenalin verilerek denetim altına alınabilen bu durum genellikle hastada ciddi bir tehlikeye yol açmaz. Kalıtsal anjiyonörotik ödem ise bağışıklık sistemindeki bir bozukluğa bağlıdır. Bağırsaklardaki şişlikler ağrı, kusma ya da ishale, gırtlaktaki ödem ise solunum yollarının tıkanması sonucunda ölüme neden olabilir. Genellikle ilk ortaya çıkışı geç ergenlik ile erken erişkinlik dönemi arasına rastlar. Alerjik kökenli ödeme karşı etkili olan ilaçlara olumlu yanıt vermeyen kalıtsal anjiyonörotik ödemin tedavisi için de bazı ilaçlar geliştirilmiştir.

anjiyotensin, HİPERTENSİN olarak da bilinir, anjiyotensin II adı verilen türü damarların büzülmesine ve kan basıncının yükselmesine yol açan hormon. Anjiyotensin I, böbreklerin salgıladığı renin adlı enzimin, alfa-2 globülin denilen bir kan proteinini etkilernesiyle oluşur. Anjiyotensin I, kanda bulunan bir enzimin etkisiyle anjiyotensin II'ye çevrilir. Anjiyotensin II de böbreküstü bezinin kabuk bölgesini uyararak aldosteron salgısını artırır; böylece böbreklerde daha çok tuz tutulur ve kan basıncı yükselir. Reninanjiyotensin sisteminin fizyolojik önemi henüz tam anlamıyla çözülememişse de, bu sistemin omurgalılarda tüm vücuda yayıldığı ve anjiyotensince büyük olasılıkla doğrudan doğruya böbreklerin süzme işlevine de etki ederek vücutta tuz tutulmasında birinci dereceden roloynadığı sanılmaktadır. Anjiyotensin dönüştürücü enzimi ketleyici ilaçlar son yıllarda önde gelen yüksek tansiyon ilaçları arasına girmiştir. Ayrıca bak. renin.
Anjon, Fransa'nın batısında tarihsel ve kültürel yönetim bölgesi. Maine-et-Loire ilini (departement) içine alır ve eski Anjou iliyle aynı idari sınırlara sahiptir.
Eski Anjou ili, La Fleche ve ChateauGontier bölgeleri de içinde olmak üzere günümüzdeki Maine-et-Loire ilini kapsıyordu. Galya-Roma döneminde Civitas Andegavensis adıyla oluşturulmuştu.
Karolenjler döneminde kontluk olan Anjou, 10. ve 11. yüzyıllarda güçlü bir feodal devlet haline geldi. Anjou kontları III.
Foulques Nerra ile Geoffroi Martel, 9871060 arasındaki dönemde devletin sınırlarını iyice genişlettiler. 1109-31 arasında hüküm süren Kont V. Foulques, Kudüs kralı oldu. 1131-51 arasında Anj~u kontu olan oğlu Geoffroi Plantagenet, Ingiltere kralı II. Henry'nin babasıydı. Geoffroi'nın ölümü üzerine Anjou, II. Henry'ye kaldı. Anjou kontluğu, Fransa kralı II. Philippe tarafınçIan ele geçirildiği 13. yüzyıl başlarına değin Ingiliz yönetimindeydi. 1246'dan 128Ye değin IX. Louis'nin kardeşi ve Angevin (Anjou adının Fransızcadaki sıfat biçimi) hanedanının kurucusu olan Charles tarafından yönetiidi. Angevin hanedanından Napoli, Macaristan ve Polonya kralları çıkmıştır.
1360'ta düklük olan, 1480'de Fransa Krallığı'na bağlanan, bu tarihten sonra da el değiştirmeyen Anjou, Rönesans sırasında ve 18. yüzyılda da Angers ve Cholet'de dokuma sanayisinin gelişmesiyle canlandı.
1790'da il sisteminin kurulmasıyla hukuki varlığı sona eren Anjou, Fransız Devrimi sırasında karşıdevrimci Vendee Savaşları' nın (1793-96) merkezlerinden biri haline geldi.
Günümüzde Anjou, kırsalozellikleri ağır basan bir bölgedir. Tarımda genellikle aile işletmeleri egemendir. Geçmişin birçok çiftlikten oluşan büyük malikaneleri, geniş ölçüde ortadan kalkmıştır. Loire Irmağı boyunca uzanan verimli ovalarda Paris pazarları için üzüm, meyve ve çiçek yetiştirilir. Merkezinde Angers kentinin yer aldığı
bu verimli ovalar, kuzeyde Armorik Masifi, güneyde ise Mauges olmak üzere daha az verimli yaylalar ve dağlık bölgelerle çevrilidir.
Loire boyundaki bağlarda yetişen üzümlerden elde edilen şarapların en ünlüleri Savennieres, La Possoniere, Epire, SaintGeorges-sur- Loire, Roche-aux - Moines, Murs, Soulaines ve Saint-Florent-le- Vieil' dir. Vin d'Anjou genellikle beyaz, meyve tadı veren bir şaraptır. Saumur'ün beyaz şarapları ise sektir.
Kırsal kesim halkı büyük ölçüde Katoliktir. Ama, Mauges'da, Cholet kenti dolaylarındaki Choletais ile kuzeybatıda yer alan Segreen bölgelerinde yaşayanlar dışında, kilise ayinlerine düzenli biçimde katılanların sayısı oldukça azdır. Birçok din adamı yetiştirilmekle birlikte, papaz başına düşen kişi sayısı 20. yüzyıl boyunca pek değişmemiştir. 1850'den sonra Angers, Saumur ve Cholet'de Protestan kiliseleri kurulmuştur.
Yaygın dil, langue d'oi'l'dir. Yaşlı köylüler ise hala eski bir Fransızca konuşur. Marc Leclerc'in folklorik derlernesi Les Rimiaux d'Anjou (1913-48), çağdaş yazarların yöresel özellikleri canlı tutma çabalarının bir örneğidir.
Anjon SÜLALESİ, adını Fransa'nın batısındaki Anjou(*) bölgesinden alan, 10. ve 15.
yüzyıllar arasında birçok hükümdar yetiştirm,iş sülale.
Ilk hanedan. Kral Robert Le Fort'un oğullarından birinin döneminde, Anjou'nun yönetimi Ingelger'e bırakıldı. Ingelger ilk Angevin hanedanını kurdu. Ingelger'in oğlu Kızıl Foulques Normanları ülkeden çıkardı ve Touraine'in bir bölümünü alarak sınırlarını genişletti. ~zıl Foulques 942'de öldü, Yerine geçen Iyi Foulques döneminde, daha önceki savaşların yçıl açtığı hasar giderildi. Yaklaşık 960'ta Iyi Foulques'un yerine geçen I. Geoffroi Grisegonelle, bu ilk feodal hanedana damgasını vuracak bir yayılma siyaseti izlemeye başladı. Hugues Capet'nin Fransa tahtını ele geçirmesine yardımcı oldu, ama yeni kralın tahta geçişinden (987) birkaç ay sonra öldü.
Geoffroi'nın ardından başa geçen III.
Foulques Nerra, döneminin en dikkate değer kişiliklerinden biri ve hanedanın en güçlü üyesi olarak 987'den 1040'a değin hüküm sürdü. Topraklarına saldıran komşularını Anjou sınırlarının dışına sürdü, Sınırları boyunca iyice tahkim edilmiş ve ahşap yerine taştan yapılmış kaleler inşa ettirdi. Oğlu II, Geoffroi Martel (hd 104060), babası tarafından başlatılan yayılma siyasetini sürdürdü ve Maine'in bir bölümü ile Vendômois'yı Anjou'ya kattı. Varisi olmadığından tahtı yeğenieri Sakallı Geoffroi ile IV. Foulques paylaştılar. Çok geçmeden aralarında çıkan silahlı çatışmanın sonunda IV. Foulques 1068'de Geoffroi'yı yenilgiye uğrattı. Ama IV. Foulques daha önce Foulques Nerra'nın ele geçirdiği toprakların çoğundan vazgeçrnek ve kendi mülkünü Normandiya düküne karşı savunmak zorunda kaldı. IV. Foulques'un 1109'da ölümünden sonra yerine geçen oğlu Genç Foulques, çeşitli savaşların yol açtığı kayıpları gider~eye çalıştı. Oğlu Geoffroi Plantag~net'yi, Ingiltere kralı I. Henry'nin kızı ve Imparator V. Heinrich'in dul karısı Matilda ile evlendirdi.
Geoffroi Plantagenet, Matilda ile. evliliğinin sonucunda, Normandiya ve Ingiltere ~zerinde hak talep edecek konuma geldi. Omrünü rakipleri ve Angevin kale komutanlarıyla savaşarak geçirmek zorunda kalmasına karşın, Anjou'ya huzur getirmeyi başardı. 1151'd.e Anjou'yu, daha sonra II.
Henryolarak Ingiltere tahtına geçen oğlu
307 Anjon, François
Henry'ye bıraktı. Henry, Anjou ve Maine kontu ve Nonnandiya dükü sıfatlarıyla, Fransa kri!lı. VII. Louis ile evliliği bozulan Akitanyalı Eleonore (Alienor) ile eylendi.
Böylece Plantagenet hanedanının, Ingiltere'den Pireneler'e uzanan Anglo-Angevin Imparatorluğu kurulmuş oldu.
Fransa kri!lı II. Philippe 13. yüzyıl başında Anjov'yu Ingiltere kralı John'un elinden aldı. Ingilizlerin Anjou'yu geri alma girişimi, 1214'te La Roche-aux-Moines'da yenilgiye uğramaları üzerine sonuçsuz kaldı.
Paris Antlaşması (1259) ile Anjou, kesin ol.arak Fransa'ya bırakıldı.
Ikinci hanedan. Fransa kralı IX. Louis 1246'da Anjou'yu, daha sonra Napoli ve Sicilya kralı olan kardeşi Charles'a verdi.
Charles'ın yerine oğlu II. Charles, onun yerine de damadı Valois'lı Charles geçti. Valois'lı Charles döneminde Anjou halkının ekonomik ve toplumsal yaşam koşulları önemli ölçüde iyileşti.
Valois'lı Charles'ın oğlu, 1328'de VI. Philippe adıyla Fransa tahtına çıktı. Böylece Anjou bir kez daha krallığa bağlandı ve 1351'e değin süren bu dönemde, krallığın öl}.emli bölgelerinden biri oldu.
Uçüncü hanedan. Fransa kralı II. Jean, Anjou kontluğunu 1351'de oğlu Louis'ye verdi. Böylece, üçüncü Angevin hanedanı başlamış oldu; Anjou da 1360'ta düklük yapıldı. Bu ~ırada Sir Robert Knollys komutasındaki Ingiliz kuvvetleri Anjou'da kol geziyor ve büyük zararlara yol açıyordu.
Daha sonraki Angevin prensieri, düklüğün savunmasından çok Napoli krallığını fethetmekle uğraştılar. Bu nedenle babası I.
Louis gibi, II. Louis de yaşamının büyük bölümünü Anjou'dan uzakta geçirdi. II.
Louis'nin ölümünden sonra, dul karısı Aragonlu Yolande, Anjou'yu İngiliz saldırılarına karşı korumaya çalıştı.
Anjou'nun son hakimi I. Rene(*) oldu.
Onun 1480'deki ölümü üzerine Anjou kesin olarak Fransız krallığına katıldı ve kaderi krallığın kaderiyle bağlandı. Ayrıca bak.
Plantagenet hanedanı.

Anjon (Dükü), (Herenle-) François, 1566-76 arasında ALENÇON DÜKÜ (d. 18 Mart 1554, Saint-Germain-en-Laye - ö. 10 Haziran 1584, Chateau-Thierry, Fransa), Fransa kralı II. Henri ile Catherine de Medicis'nin dördüncü ve en küçük oğlu. Kardeşleri II.
François, IX. Charles ve III. Henri'nin kral olmalarına karşın, kendisi genç yaşta öldüğünden tahta çıkamamıştır.
Ufak tefek, esmer, hırslı ve düzenbaz bir kişi olan Anjou, "Politikacılar" denen ılımlı bir Katolik grubun önderiydi. Catherine de Medicis'nin kendisine Alençon'u verdiği 1566'dan 1576'ya değin Alençon dükü unvanını taşıdı. Beaulieu Antlaşması (6 Mayıs 1576) çerçevesinde bazı topraklar ydinerek Anjou dükü oldu. Kur yaptığı Ingiltere kraliçesi I. Elizabeth'le evlilik sözleşmesi imzalamak için görüşmelerde bulunmayı başardı. Ancak kraliçenin gönlünü kazanmak için 1579'da ve 1581-82'de Londra'ya iki yolculuk yaptıysa da.bu evlilik gerçekleşmedi. Felemenklilerin Ispanyol yönetimine karşı ayaklandıkları sırada Felemenk'te ortaya çıkan kargaşadan yararlanmaya çalışarak 1581'de kendisini Brabant dükü ve Flandre kontu ilan ettiyse de, bu unvanlar sözde kaldı.
Anjou, çocuk sahibi olmayan III. Henri' nin hükümdarlığı sırasında öldü. Böylece uzaktan kuzeni olan Protestan BourbonNavarre'lı Henri (IV. Henri) Fransa tahtına en yakın varis durumuna geldi.


 

yer alan Gavurkale'de bulunan 16 m'lik kaya kabartması Hititlerden kalmadır. Ankara yöresindeki hemen her vadi de Ilk, Orta ve Son Tunç çağlarından bir ya da birkaç höyü/( yer alır. Bunlardan Bitik, Ahlatlıbel, Karaoğlan, Yalıncak, Polatlı ve Karayavşan en ilginçleridir. Gürdion(*), Beştepeler ve Gölbaşı'nda Hitit ve Friglere a~t.. buluntular ele geçmiştir.
LO 7. yüzyılda Lidyalılar Kız!l~rmak'a kadar bütün bölgeyi ele geçirdi. LO 547'de ise Pers egemenliği başladı. Herodotos'a göre ordu, ticaret ve posta yolu olarak kullanılan Kral Yolu, Ankyra'dan geçiyordu ve kent bu yol üstünde önemli bir konaklama ve ticaret merkeziydi. Ankyr.a adı, yazılı kaynaklarda ilk kez Büyük ıskender'in Asya seferiyle ilişkil.i olarak geçer. Bu kaynaklarda tarihçiler ıskender'in, ordusunu Kelainai'den (Dinar) Gordion'a getirdiğini v.e burada ünlü düğümü kestikten sonra da Ankyra'ya ulaştığını yazarlar. Büyük ıskender'in Pers egemenliğine son vermesiyle Helenistik dönem başladı. Kral Yolu eski önemini yitirince, Ankyra da bir ölçüde g~riledi. . ..
ıskender'in ölümünden sonra (10 323) Ankyra İö 3. yüzyılın ilk çeyreğine değin Sclevkosların elinde kaldı. Daha sonra Balkanlar'dan gelen ve üç kola ayrılaı). .9alatların Tektosag kolunun eline geçti. LO 189'da Roma orduları Ankyra'ya geldi ve Galatları yenerek bölgey~ pergamon (Bergama) Krallığı'na bağladı. LO 168'de Pergamon Krallığı ile Galatlar arasında bir savaş daha oldu ve Y9r.e yeniden Galat egemenliği altına girdi.
LO 21'de Galatya bir Roma eyaleti durumuna gelince, Ankyra da bu eyaletin merkezi oldu. Yazıt ve sikkelerden anlaşıldığına göre, kent Roma döneminde gerek ticaret, gerek askt;ri açıdan oldukça önemli bir merkezdi. LS 2. yüzyılda yapılan yeni yollar

Ankara ili Ana Yayıncılık Arşivi

kentin önemini artırdı. Bizans döneminde orduların kışlık konaklama, ikmal ve toplanma yeri olarak Ankara'nın da önemi sürdü; ekonomik yaşam canlandı; dokuma ve boyalı kumaş üretimi ile ticaret gelişti.
Bu barış ve refah dönemi, 7. yüzyıl başlarında Sasanilerin saldırılarıyla sona erdi. Ankara 8. yuzyıl sonları ile 9. yüzyılın başında Arap saldırılarına uğradı, 838'de yağmalarla büyük zarar gördü. Sonraki iki yüzyıl boyunca bir barış ve toparlanma dönemi yaşandı. Bizans'ın Doğu ile ticareti arttıkça Ankara da gelişti. 11. yüzyılın ilk yarısındaki veba salgını, kıtlık ve deprem göçlere yol açtı. 11. yüzyılın sonlarıyla 12.
yüzyıl başlarında kent Anadolu Selçukluları, Danişmendliler ve Bizans arasında el değiştirdi. Çalkantılı bir dönemin ardından 12. ve 13. yüzyıllarda biraz toparlandı. 13. yüzyılın ikinci yarısında Moğol akınıarı başladı. Bu dönemde Moğolların önünden kaçan çok sayıda esnaf ve zanaatçı Anadolu'ya, bu arada Ankara'ya göç etti. Ekonomik ve toplumsal yaşamda önemli değişiklikler oldu. Ahi örgütlenmesi kuruldu (bak.
ahilik). Kent ve çevresinde dericilik, sof yapımı, tahıl üretimi ve bağcılık gelişti. Anadolu Selçuklularının dağılma dönemin- . de, kent Osmanlılara geçmeden önce, yönetim bir süre ahilerin elinde kaldı.
Osmanlılar Ankara'yı ilk olarak 1354'te Orhan (Gazi) Bey zaınanında ele geçirdiler.
Daha sonra Karamanlıların egemenliğine giren kent çeşitli çatışmalara sahne oldu.
Bunlardan en önemlisi 1402'de Ankara önlerinde yapılan ve i. Bayezid'in (Yıldırım) Timur'a yenilmesiyle sonuçlanan Ankara Savaşı'dır. Ankara yöresi, 1413'te kesin olarak Osmanlı topraklarına katıldı ve Anadolu Eyaleti'ne bağlı bir sancak yapıldı.
II. Murad döneminde imar edildi. II. Mehmed (Fatih) döneminde ordunun toplandığı

309 Ankara

bir uğrak yeriydi. 16. yüzyılortalarında bir süre Anadolu Eyaleti'nin merkezi oldu.
Osmanlı döneminde Ankara sof yapımı, debbağlık ve kundura üretiminde uzma.r;ılaşmış bir tiçaret merkezi olarak gelişti. Ozellikle sof Istanbul, Halep, Bursa gibi .merkezlerden başka, Venedik, Lehistan, Ingiltere gibi uzak Avrupa ülkelerine de satılıyordu. 16. yüzyıl başlarında kentin nüfusu 15 bine ulaşmıştı. Bu nüfusun yüzde lO'unu Rum, Ermeni ve Yahudiler oluşturuyordu.
16. yüzyıl boyunca ekonomik büyümesini sürdüren kentte üretim ve hizmet etkinliklerinin sayısı arttı (şeriye sicillerinden 16.
yüzyıl sonunda kentte 43 tür esnaf kolu olduğu saptanmıştır). Bu gelişmeye paralel olarak nüfus 1590'da 25 bine yükseldi. Bu yıldan sonra Anadolu'nun kırsal kesimini saran Celali AyaklanmaIarı Ankara kentini de etkiledi. Birkaç Celali saldırısından sonra dış mahalleler boşaldı ve kent nüfusu azaldı.
Bunun üzerine 1607-08'de halk birleşerek kent dışında (bugün yıkılmış olan) üç~ncü surun yapımını gerçekleştirdi. 1832'de ıbrahim Paşa yönetimindeki Mısır ordusu tarafından işgal edilen Ankara 19. yüzyılın üçüncü çeyreğinde büyük bir kıtlıkla karşı karşıya kaldı. Bu yüzyılda tiftiğin hammadde olarak ihracına izin verilmesi, sof üretimini ve dokumacılığı geriletti. 19. yüzyılın sonuna doğru tiftik keçisinin Güney Afrika ve California'da da yetiştirilmeye başlamasıyla Ankara bu alaDda dünyada eşsiz olma durumunu yitirdi. Uretimindeki bu gerilemeye karşılık ticarette dışa açılmanın getirdiği bir çeşitlenme ortaya çıktı. 1892'de kente demiryolunun ulaşması ve Ankara çevresindeki tarımın kısmen ticarete açılmasının sağlanmasıyla bu gelişme daha da arttı.
12. yüzyılda Türkmenlerin yerleşmeye başlamasından sonra Engürü olarak anılan kentin adı Batılı kaynaklarda Angora olarak geçiyordu. 20. yüzyıl başlarında yerli halk arasında Angara biçimini alan kentin adı sonraları Ankara'ya dönüştü.
Osmanlı Devleti'nin i. Dünya Savaşı' nda yenilmesinden sonra kabul ettiriIrnek istenen barış koşullarına karşı ulusal direnişin örgütlenmesi sırasında Ankara, Kurtuluş Savaşı'nın merkezi haline geldi.
Sivas Kongresi'nin sonuna doğru Damat Ferid Paşa Hükümeti'ni devirmek için başlatılan telgraf savaşı. başarıya ulaştı. Son Heyet-i Mebusan)n ıstanbul'da toplanması kararlaştırılınca, Istanbul'a gidecek mebuslarla konuşup onları yönlendirebilmesi için Mustafa Kem'!l'in Sivas'tan Ankara'ya gitmesi gerekti. Istanbul ve Batı Anadolu ile demiryolu bağlantısı olan Ankara, Sivas'a göre daha stratejik bir konumdaydı. Sivas Kongresi kararlarını yürütmek için tam yetkiyle donatılmış Heyet-i Merkeziye 27 Aralık 1919'da Siyas'tan Anki\ra'ya gitti. 16 Mart 1920'de Istanbul'un ıtilaf Devletleri tarafından işgal edilmesi ve meclisin kapatılması üzerine Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920'de Ankara'da Büyük Millet Meclisi'ni topladı. Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması ve Lozan Antlaşması'nın imzaIanması üzerine yeni devletin niteliğinin ne ç'lacağı günqeme geldi. Malatya mebusu ısmet Paşa (ınönü) ve 14 arkadaşının, Ankara'nın başkent olması için verdiği önerge, 13 Ekim 1923'te mecliste kabul edildi. Bunu 29 Ekim 1923'te cumhuriyetin ilanı izledi. Siyasal rejim değiştirilirken, Osmanlı yönetimiyle özdeşleşmiş kozmopolit yaşantının simgesi, dış etkilere açık bir liman kenti olan eski başkent bırakıldı. Ulkenin ortasında, ulusun bütünleşmesini sağlayacak, yeni yöntemi simgeleyecek, yeni bir başkent seçildi. Ulusal bir devletin başkenti olmak Ankara'ya, ülkenin geliştirilecek altyapı ağında merkezi bir konum sağladı.
Ankara'ya daha önce de bir demiryolu hattı ulaşıyordu. Ama bu hat onu ülke iç pazarından çok, ülke dışına bağlıyordu. Oysa Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan ve ülkenin iç pazarını geliştirip bütünleştirmeyi amaçlayan demiryolu politikası, Ankara'yı ülke pazarı içinde çok merkezi bir konuma getirdi. II. Dünya Savaşı'ndan sonra uygulanmaya başlayan karayolu pQlitikası, kentin bu konumunu pekiştirdi. Ulke pazarındaki merkezi konumu Ankara'nın uluslararası bağlantılarını da kolaylaştırdı.
Bugün Türkiye'nin Avrupa ve Ortadoğu ile bağlantısını sağlayan E-5 Karayolu Anka-

ra'dan geçmektedir. Ankara Esenboğa Havaalanı, Türkiye'nin ikinci büyük hava limanıdır. Uluslararası hatlara da hizmet etmekle birlikte, daha çok iç uçuşlarda kullanılmaktadır.
Kentleşme. Ankara'nın başkent olması, bir yandan gelişen altyapı sisteminin ona ekonomik üstünlükler sağlayacak biçimde gerçekleşmesine yol açarken, bir yandan da ekonomik etkinliklerin niteliğini belirlemiştir. Ankara'da istihdamın temel kaynağını başkentlik işlevleri oluşturur. Devlet bürokrasisi ve kamu iktisadi kuruluşlarının yönetim merkezleri ile siyasal partilerin, meslek kuruluşlarının, sosyal güvenlik örgütlerinin merkezleri ve karar organları Ankara'da toplanmıştır. Türkiye'de yönetimin merkezi yapısı bu toplanmayı daha da artırmaktadır. Ankara'nın başkent olmasının yanı sıra hızla büyümesi de yüksek öğretim, sağlık, bankacılık ve kentsel hizmetler gibi pek çok hizmet alanının burada yoğunlaşmasına yol açmıştır.
Kent ekonomisini belirleyen temel etmenin başkentlik işlevleri olmasına karşılık, özellikle 1970'lerden sonra sanayide de küçümsenmeyecek bir gelişme izlenmiştir.
Makine Kimya Endüstri Kurumu'na (MKE) ait gaz maskesi, fişek, kapsül, dokuma ve makine fabrikaları ile çimento fabrikası, traktör fabrikası, tarım araçları ve madeni eşya yapan, orman ürünlerini işleyen fabrikalar kentin önemli sanayi kuruluşları arasında sayılabilir.
Ankara başkent olduktan sonra bütün Türkiye'den, özellikle de İç Anadolu illerinden gelen göçlerle 1975'e değin yılda yaklaşık yüzde 6 düzeyinde sürekli bir büyüme gösterdi. 1975 sonrasında büyüme hızında bir düşme görüldü. Ankara'nın büyümesi 1950'ye değin, Türkiye'nin kentleşme hızının iki katıydı. 1950-75 döneminde ise, Türkiye'nin kentleşmesi de hızlandığı için, büyüme hızı ülke kentleşme hızının biraz üstünde ilerledi. Ankara kentinde 1927'de 74.553 kişi yaşıyor, bu sayı ülke nüfusunun binde 5'ini oluşturuyordu.
1985'te nüfusu 2.235.035'e, ülke nüfusu içindeki payı yüzde 4,4'e yükselen Ankara, bir metropoliten kent haline geldi. 1990'da bu oran yüzde 4,5'e çıktı. Ankara'nın !:ıöyle hızlı bir büyüme dinamiğine kavuşup Istanbul'un yarısına yakın büyüklükte bir metropol haline gelmesi, Türkiye'yi (gelişmekte olan birçok ülkede gözlenen) bir tek egemen kentin bulunduğu, dengesiz bir yerleşme sisteminden kurtardı.
1917'de büyük bir yangın geçirmiş olan Ankara, başkent olduğunda harap bir kasaba

Kızılay, 1936 Ana Yayıncılık Arşivi

311 Ankara

göriinümündeydi. Kentin eski başkent İstanbul'la yanşacak bir biçimde imar edilmesi ve Cumhuriyet'in öngördüğü yaşam biçiminin yaratıl,!bilmesi, rejimin başarısıyla özdeşleşmişti. Ilk yıllardaki imar hareketleri bir plana bağlı olınadan, daha çok pragmatik bir tutumla yönlendi. 1924'te Ankara Şehremaneti Kanunu çıkarılarak kent İstanbul'a benzer bir yönetime kavuşturuldu. Haydar Bey'in şehreminliği zamanında, kentin hızla büyümesi ve imarı için gerekli yapı malzemesini sağlamak üzere tuğla, kiremit, kireç, çimento ve kereste fabrikaları kuruldu.
Kente ilk kez elektrik verildi. Gelişme alanı olarak Yenişehir'de 400 hektarlık bir arazi kamulaştırıldı. Atatürk 1.500 hektarlık Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) toprağını satın alırken hem kente büyük bir yeşilalan kazandırmayı, hem de kentin belli gıda gereksinimlerini karşılamayı amaçlıyordu.
Bu ilk yıllar içinde kentin gelişme yönleri de belirdi. Kal~ çevresinde kümelenmiş eski kent batıdaki Istasyon'a doğru uzandı; Atatürk'ün Çankaya'da oturmaya başlaması da güneye doğru gelişme eğilimini doğurdu. AOÇ'nin batıda kurulması bu yöndeki gelişmeyi sınırlarken , Yenişehir için yapılan kamulaştırmanın kentin güneyinde olması bu yöndeki gelişmeyi hızlandırdı. Ankara bu dönemden sonra, 1970'lere değin kuzeygüney ekseni boyunca büyüdü.
Yönetsel kararlarla kent ancak plansız olarak biçimleniyordu. 1925'te eski Ankara için Heussler firmasına, 1927'de de yeni kent için Karl Lörch'e yaptırılan plan, kenti yönl~ndirmekte başarılı olamamıştı.
192Ş'de Içişleri Bakanlığı'na bağlı bir Ankara Imar Müdürlüğü kurularak güçlü uygulama yetkileriyle donatıldı. Aynı yıl H. Jansen, Leon Jausseley ve M. Brix arasında açılan kent planlama yarışmasını H. Jansen kazandı. Jansen hem kentin tarihini göz önünde tutan, hem de düşük yoğunluklu bahçeli evlerin ve geniş yeşil alanların bulunduğu, gösterişli yatırımlardan kaçınan bir plan öneriyordu. Yönetim Jansen'den, planını 50 yıl sonra kent nüfusunun 300 bine ulaşacağını varsayarak hazırlamasını istemişti. Hazırlanan plan 1932'de onaylanarak yürürlüğe kondu ve kentin büyümesini 1950'lere değin önemli ölçede yönlendirdi. Yenişehir ve Cebeci konut bölgeleri, Bakanlıklar, TBMM, yükseköğretim kurumlarının bir bölümü, Gençlik Parkı, 19 Mayıs Spor Sitesi ve Hipodrom bu plana göre gelişti. Ama planın onanmasıyla birlikte yükselen arsa değerleri, orta sınıfın kentte konut sahibi olmasını güçleştirdi; böylece plan dışına çıkma eğilimi doğdu. Türkiye'deki ilk toplu konut kooperatifi olan, üst düzey bürokratların oluşturduğu Bahçelievler Yapı Kooperatifi ile plan dışı gelişmeler başladı. Bu tür gelişmeler çoğalınca plan 1937'de yeniden gözden geçirilerek kent planına kuzey-güney gelişme ekseninin yanı sıra bir doğubatı gelişme ekseni eklendi. Uygulamada süregelen çatışmalar 1939'de Jansen'in görevine son verilmesiyle sonuçlandı. (Ayrıca bak. Jansen Planı.) Jansen Planı'nın uygulanmasıyla çağdaş bir kent görüntüsü elde edilmeye başlanmakla birlikte, hızla artan kentli nüfusu barındıracak yeterli sayıda ve ucuzlukta konut üretecek bir düzen kurulamamıştı. 1935'lerden sonra gelişen konut kooperatifleri de, II.
Dünya Savaşı'nın son günlerinde gerçekleştirilen ve üst düzey bürokratlara kiralanacak lojmanlardan oluşan Saraçoğlu Mahallesi de, bu sorunu çözmekten uzaktı. Bu nedenle 1930'larda ortaya çıkmaya başlayan


 

Ankara 312

gecekondular, Il. Dünya Savaşı yıllarında büyük bir hızla çoğaldı ve savaş sonrasında yasalolarak da (1949'da çıkarılan 5218 ve 5228 sayılı yasalar) kabul edilen bir olgu haline geldi. Yenimahalle gibi planlı bir konut yerleşiminin kurulmasına karşın gecekondulaşma sürdü ve gecekonduların toplandığı Altındağ semti 1953'te ilçe merkezi yapıldı.
1955'te kent nüfusu 450 bine ulaşarak Jansen Planı'nın öngördüğü sınırı aşınca, yeni bir imar planı için uluslararası bir yarışma açıldı. Yarışmayı Nihat Yücel ile Raşit Uybadin'in önerisi kazandı. 2000 yılında kent nüfusunun 750 bine ulaşacağı varsayımıyla hazırlanan yeni imar planı 1957'de onaylanarak uygulamaya girdi.
Jansen Planı'na göre daha yüksek yoğunluklu, oldukça homojen dokuda bir kent tasarlayan bu plan üzerinde 1961'de önemli bir değişiklik yapılarak yapıların kat adedi iki üç misli artırıldı. Bu değişiklik yapsatçılık yoluYI!:l konut yapımını karlı hale getiriyordu. Ongördüğü nüfus hedefinin daha 1965'te aşılmasına karşın, kentin imarlı büyümesi 1970'lerin ortalarına değin YÜcel-Uybadin Planı uyarınca yönlendirildi.
Bu planın hazırlandığı tarihe değin Ankara'daki iş merkezi Ulus'ta odaklanmıştı.
1960'ların başlarında Kızılay ikinci bir iş merkezi olarak ortaya çıktı. Elçiliklerden ve kentin güneyinde toplanan yüksek gelirli kesimin konut alanlarından ulaşmanın kolayolmasının da etkisiyle hızla büyüyen Kızılay zamanla Ulus'un birçok işlevini de bünyesinde topladı. Ulus ile Kızılay arasında bulunan demiryolu, çeşitli eğitim kurumları, devlet yapıları ve Gençlik Parkı bir kesiklik oluşturarak, 1960'ların başında kentte biri modern, öbürü geleneksel etkinliklere dönük iki merkezin bulunduğu izlenimini uyandırıyordu. Ama Kızılay merkezinin gelişerek Tandoğan Meydanı ve Cebeci yönündeki uzantılarının zamanla Ulus merkezinin uzantılarıyla birleşmesi sonucunda 1970'lerde kent yeniden tek merkezli bir hale geldi.
Merkezı iş bölgesinin böyle bir değişme gösterdiği bu dönemde küçük üreticiler ve esnaf, yönetimin öncülüğünde merkezin hemen çevresine çıktı ve Konya-Samsun çevre yolu üstünde Yeni Sanayi Çarşısı (1950), Büyük Sanayi ve Ata Sanayi çarşıları (1953), Demir Sanayi Çarşısı (1954), Keresteciler Sitesi (1959) gibi küçük sanayi siteleri kurdu.
Yücel-Uybadin Planı'nda yapılan değişiklikle Jansen Planı döneminin az katlı konutları yıkılmaya, bunların yerini yüksek katlı apartmanlar almaya başladı. Bu sürecin başlaması kent içi arazi spekülasyonunu artırdı, yeni yapılanmaya açılan alanlar da apartmanlaşmak durumunda kaldı. Bunun sonucunda kent içindeki yoğunluğun artması, kentin. bir topografik çanak içindeki konumu, Iç Anadolu'nun kara ikliminin ortaya çıkardığı evritim olgusu ve ısıtmanın düşük kaliteli linyitle yapılması bir araya gelince, önemli bir hava kirliliği sorunu doğdu. 1960'larda başlayan hava kirliliği 1970'lerden sonra çok üst düzeylere ulaştı.
Kış mevsiminde Ankara hava kirliliği bakımından dünyada en ön sırayı alan kentlerden biri haline geldi. Ama yakıt olarak önce yüksek nitelikli kömür ve 1980'lerin sonunda da doğal gaz kullanımının yaygınlaşması sonucunda hava kirliliği büyük ölçüde ortadan kalktı (1992). .
Kentin imarlı kesiminde çok katlı konut gelişmesi olurken gecekonduların artışı sürdü. Ankara nüfusunun yüzde 60'ından çoğu

Gençlik Parkı Link

kenti dört bir yandan kuşatan gece kondularda yaşıyordu.
1969'da Ankara Metropoliten Alan Nazım Plan Bürosu kuruldu. 1970'te nüfusu 1.230.000 olan kent artık metropoliten boyutlara ulaşmıştı. Bu büro 1990'da Ankara' nın 3,6 milyon nüfusa ulaşacağını öngören bir plan hazırladı. Planın temel özelliği, o döneme değin kuzey-güney doğrultusunda süregiden gelişmeyi, batıya doğru yönlendirmek ve böylece hava kirliliğinin daha az olacağı alanları yerleşim e açmaktı. Gerçekten de Nazım Plan Bürosu 1970 sonrasında büyük konut ve sanayi bölgelerinin kentin batısında yerleşmesini sağlayarak bu yönde bir gelişme dinamiği başlatabildi. Gene bu büronun çabaları sonucunda, 1980 sonrasında kent çevresinde bir y~şil kuşak oluşturulmaya başlandı.
Gelişmeyi batıya doğru yönlendirmek için önemli adımlar atılırken, kent merh:ezi güneye doğru gelişmesini sürdürdü. Onceleri bir semt merkezi olan Tunalı Hilmi, Kızılay merkeziyle bütünleşti. Bu bütünleşmeyle birlikte Gazi Osman Paşa ve Çankaya'nın anayollarındaki konutlarbüro binalarına dönüşmeye başladı ve uluslararası büro işlevleri burada yoğunlaştı.
Küçük üreticilerin, kent merkezinden koparak küçük sanayi sitelerinde bir araya gelme eğilimleri 1970 sonrasında da sürdü.
Aynı dönemde gerek devle~in gerek özel sektörün sanayi kuruluşları Istanbul, Eskişehir, Konya ve Çubuk karayolları üstünde, gittikçe kentten daha uzak bölgelerde yerleşmeye başladılar.
Konut alanında 1970'lerden sonra görülen en önemli gelişme, Türkiye'de otomobil üretimine geçilmesi ve özelotomobil sahiplerinin artması sonucunda banliyöleşme (alt kentleşme) eğiliminin ortaya çıkmaya başlaması oldu. 1970'lerin ikinci yarısında büyük konut şirketleri eliyle kurulan OR-AN Sitesi ve MESA Batı Sitesi banliyöleşmenin ilk örnekleriydi. Bu dönemin en önemli girişimi Ankara Belediyesi ve Kent Koop işbirliğiyle gelişen Batıkent Toplu Konut Yerleşmesi'ydi. 1980 sonrasında uygulanan devletin lojman yaptırma politikası da ÇankayaOR-AN yolu boyuncayapılan Askeri Konut Sitesi, milletvekili lojmanları, Devlet Mahallesi, Gölbaşı TEK lojmanları vb ile bu olguya yardımcı oldu.
Bu arada gecekondu sayısındaki artış da sürdü. 1985 sonunda Ankara'da gecekondu sayısı 290 bine ulaştı. Gecekondu mahallelerinde apartmanlaşma eğilimi ortaya çıktı.
Demetevler örneğinde olduğu gibi bütünüyle apartmanlardan oluşan imardışı mahalleler ortaya çıktı.

Ankara'nın metropoliten bir kent olması dolayısıyla 1983 sonrasında yeni bir yönetim düzenlemesine gidildi. Daha çok metropoliten ölçekteki kent yönetimi sorunlarıyla uğraşmak üzere Ankara Büyük Şehir Belediyesi ve bunun sınırları içinde beş ilçe belediyesi (Çankaya, Altındağ, Yenimahalle, Mamak, Keçiören) kuruldu. Daha sonia bunlara Etimesgut ve Sincan da katıldı.
Ankara ilinin Merkez ilçesi yoktur; Ankara metropoliten alanı butün bu ilçelerin merkezlerinden oluşur.
Kenti çevreleyen bu halkadaki gelişmeleri yönlendi,rmek amacıyla 1989'da Orta Doğu Teknik Universitesi (ODTU) Şehir Planlama Bölümü'nden bir planlama ekibine, 2015 yılında bu alanda 5 milyon nüfusun yaşayacağı öngörüsüne göre, yapısal bir plan hazırlatılmıştır.
Tarihsel yapılar. Ankara tarihsel yapılar yönünden çok zengindir. Bunların başında, tarihi Hititler dönemine değin götürülebilen Ankara Kalesi gelir. Kale bugünkü görünümüne yüzyıllar boyunca yapılan çeşitli eklerle ulaşmıştır. Bugün kent içinde ayakta kalmış antik kalıntıların tümü Roma dönemi ve sonrasına tarihlenir. Birçok kalıntı ise modern kent yapılarının altındadır (örneğin Ulus-Dışkapı yolundaki Kıraner Han'ın altındaki nymphaion, Posta Caddesi'ndeki Telefon Baş Müdürlüğü'nün altındaki hamam yapısı). Roma dönemine ait en önemli kalıntılar Roma ve Augustus Tapınağı(*) ile Caracalla Hamamı'dır(*). Roma ve Augustus Tapınağı, Hacı Bayram Camisi yanındadır. Bu tapınak Galatların, temeli dine dayalı "Konion" kuruluşunun toplantı merkezidir. Galatların üç kolunun temsilcileri burada toplanır ve eyalet yönetimi buradan yönlendirilirdi.
Ulus'ta Maliye Bakanlığı önünde yer alan ye Julian Sütunu diye anılan sütunun 362'de Imparatar Julianus'un Ankara'yı ziyareti nedeniyle dikildiği sanılır. Kentteki tiyatro 1983'ten bu yana Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca kazılmaktadır. Tiyatro 2. yüzyılın ilk yarısında yapılmış, skene(*) ve proskenion bölümleri büyük bir olasılıkla daha sonra, 5-6. yüzyıllarda eklenmiştir.
Bazı yazıtlardan kentin ilk kez Roma döneminde surlarla çevrelendiği anlaşılır.
Ama bu surlar ortaçağda yok olmuştur.
Ankara Adliyesi'nin kuzey yanındaki duvar St. Clemens Kilisesi'ne aittir. Yapı bazı kaynaklarda Roma (3. yy), bazı kaynaklardaysa Bizans (9. yy) dönemine ait olarak geçer.
Ankara'daki en eski Türk yapısı, iç kaledeki Alaeddin Camisi'dir. Minberi 1197/98
Ankara Antlaşması 314

Ankara Antlaşması, ANKARA İTİLAFNAMESİ olarak da bilinir, Türkiye ile Fransa arasında, savaşa son vermek için imzalanan antlaşma (20 Ekim 1921). Bu antlaşmayla Ankara Hükümeti ve Misak-ı Milli ilkeleri, ilk kez Anadolu'yu işgal eden ıtilaf Devletleri'nden biri tarafından tanınmıştır.
Kurtuluş Savaşı'mn başlangıcında, Anadolu'da kurulan TBMM hükümeti ile Fransa arasında, 30 Mayıs 1920'de Ankara'da, yirmi günlük bir ateşkesi sağlayan bir antlaşma imzalanmış, ama ilişkilerde önemli bir gelişme sağlanamamıştı. Bu arada Fransız kamuoyunda yeni savaşlara karşı tepkiler yoğunlaşmış ve Adana, Maraş, Antep hattı üzerinde hmil Türk direnişçileriyle uğraşan Fransızlar için Suriye'deki milliyetçi hareket de önemli bir sorun olmaya başlamıştı. Bu durum karşısında Fransız hükümeti, Ankara ile uzlaşmayı en akılcı yololarak kabul etmek zorunda kaldı ve Fransız Senato su Dışişleri Komisyonu başkanı Franklin Bouillon'u TBMM hükümetiyle resmi olmayan bir temas kurmak üzere 9 Haziran 1921'de Ankara'ya gönderdi. Franklin Bouillon Ankara'da iki hafta kalarak Mustafa Kemal ile görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerde Mustafa Kemal, yapılacak antlaşmada "tam bağımsızlık" ve "tam serbestlik" ilkesine dayanan Misak-ı Milli'nin kabul edilmesi gerektiğini savunuyor, Franklin Bouillon ise özellikle Misak-ı Milli'nin kapitülasyonlara ~lişkin maddesine karşı çıkıyordu. i. ve II. ınönü zaferlerinin de etkisiyle uzlaşma masasına oturan Fransız hükümeti sonuçta, gelişmeleri beklemeyi seçti. 13 Eylül 1921'de Yunanlılara karşı kazanılan Sakarya zaferiyle Kuva-yı Milliye gücünü bir kez daha ortaya koyunca, Fransa TBMM hükümetiyle Ankara Antlaşması'nı imzalamayı kabul etti.
20 Ekim 1921'de imzalanan bu antlaşmayla Türkiye ile Fransa arasında savaş durumu resmen sona eriyor, Türkiye-Suriye sınırı çiziliyor ve Fransızl?r Güney Anadolu'dan çekiliyordu. Yalnız ıskenderun yöresi Suriye sınırları içinde bırakılacak, burada yaşayan Türklerin ulusal kültürlerini geliştirmesine yardımcı olacak özel bir yönetim kurulacak ve Türkçe resmi dilolarak kalacaktı.
Bu durum daha sonra Hatay Sorunu(*) olarak gündeme gelecekti.
Ankara Antlaşması'nın en önemli yanı, Kurtuluş Savaşı'nın ve M.isak-ı Milli ilkelerinin, Türkiye ile savaşan ıtilaf Devletleri'nin bir üyesi olan Fransa tarafından resmen tanınmış olmasıydı. Ankara Hükümeti'nin bu başarısı, Lozan Antlaşması'nın ilk adımını oluşturmuştur.

Ankara çayı, eskiden ENGÜRÜ SUYU, İç Anadolu Bölgesi'nde Sakarya ırmağı'na katılan akarsu. Uzunluğu 186 km'dir. Ankara'nın batısında birleşen üç kolu vardır. Bunla.rdan biri, Ankara'nın kuzeydoğu sundaki Idris Dağından doğan Hatip Çayıdır (Bent Deresi). Kayaş Vadisini boyuna kat eden lfatip Çayı, Hayma.na Platosundan doğan ıncesu ile birleşir. ıncesu, Emir ve Mogan göllerinin de sularını alır. Ankara' nın kuzeyindeki Aydos Dağından doğan Çubuk Çayı(*) ise güneye doğru oldukça uzun bir yol kat eder. Bu üç akarsu, Ankara'nın yer aldığı ovada birleşerek Ankara Çayını oluşturur. Ankara Çayı, bir süre doğu-batı doğrultusunda akar. Kuzeydoğuda, Mürtet Ovasından gelen Ova Çayını alır. Malıköy yakınlarında güneybatıdan gelen Babayakup Deresini de aldıktan sonra keskin bir dirsek ile kuzeybatıya döner. Bir süre bu doğrultuda, Ankara-Istanbul Demiryolu'na koşut olarak aktıktan sonra batı-

ya döner ve doğu-batı doğrultusunda akarak Polatlı'nın kuzeybatısında .Sakarya ırmağı ile birleşir. Hatip Çayı ve ıncesu, kış sonu ve ilkbahar başlarında bol su taşır ve zaman zaman kabararak taşkınlara yol açar.

Ankara Deneme Sahnesi (ADS), araştırmacı bir tutumla öncü nitelikli oyunlar sergileyen, oyunlarında geleneksel halk tiyatrosu öğelerini başarıyla kullanan amatör tiyatro topluluğu.
ADS, 1956'da Ankara'da kurulan Tiyatro Sevenler Gençlik Derneği'nin tiyatro kolu olarak çalışmalarına başladı. MOlİl~re, Michel de Ghelderode, Henr] Duvernois ve Donald Carswel' den oyunlar hazırladı.
1961'den sonra Brecht, Sartre, Camus, lonesco, Tardieu gibi yazarları!) oyunlarını Ankara'da ilk kez sahneledi. Ali Bey'den Kokona Yatıyor topluluğun sunduğu ilk yerli yapıt oldu (1963). 1965'te Yılmaz Onay'ın yönettiği Sermet Çağan'ın Savaş Oyunu Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) 10. Uluslararası Kültür Şenliği'ndeki yarışmada ikincilik ödülünü ve jürinin verdiği özel ödülü kazandı. ADS, 1966'da Yaşar Kemal'in Yer Demir Gök Bakır adlı yapıtından Nihat Asyalı'nın uyarlayıp Yılmaz Onay'ın yönettiği Uzun Dere ile Nancy Uluslararası Tiyatro Şenliği'nde büyük ödül, TMTF 11. Uluslararası Kültür Şenliği'nde de birincilik ödülü aldı.
Bir süre çalışmalarına ara veren ADS, 1968'de Max Frisch'in Andorra'sıyla perdesini yeniden açtı. Geleneksel halk tiyatrosu konusunda sürdürdüğü araştırmaları yoğunlaştırdı. Bu dönemde Başar Sabuncu, Erdoğan Ay tekin, Nurhan Karadağ gibi yazarlardan sahnelenen oyunlar bu temele dayanan çalışmalardı. 1975'te sahnelenen N"ilzım Hikmet'in Benerci Kendini Niçin Oldürdü adlı oyunundan sonra topluluk çalışmalarını izleyici karşısına çıkmadan, kendi içinde sürdürdü.
Etkinlikleriyle ulusal tiyatronun oluşmasına katkıda bulunmaya yönelen ADS, yerel tiyatroların yaygınlaşması için modeloyunlar içeren Köy Oyunlan adlı bir de kitap yayımlamıştır. Yılınaz Onay, Nihat Asyalı, Göktay Alpman, Köksal Engür, Gündoğdu Gencer, Nurhan Karadağ, RÜştü Asyalı, Osman Şengezer, Tülin Nutku topluluğun etkinliklerinde görevalmış sanatçıların bazılarıdır.

Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Ankara'nın eskiden Namazgilh Tepesi (Hacettepe) olarak bilinen semtinde, eski Türk -Ocağı'nda 2 Nisan 1980'de açılan müze. Sırasıyla Tür.\<: Ocakları Genel Merkezi, Halkevi ve Uçüncü Tiyatro olarak kullanılan yapı, 1924-30 arasmda i. Ulusal Mimarlık akımının temsilcilerinden Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından gerçekleştirildi. Müzeye dönüştürülmeden önce büyük bir onarım geçirdi. Bodrum katı resim atölyelerine, giriş katı büro, toplantı salonları ve çağdaş ressamların geçici sergilerine, ikinci katı ise müzen.in koleksiyonlarının sergilenmesine ayrıldı. Ilk koleksiyonları Milli Kütüphane ve çeşitli il müzeleri,nde sergilenen resimlerden oluşan müzede, Iş Bankası ve Cimcoz ailesi koleksiyonlarına ayrılan özel odalar da bulunmaktadır. Müze Devlet Resim ve Heykel sergilerinde ödül alan resim ve heykelleri satın alarak koleksiyonuna katmaktadır. Tümünü Türk sanatçılarının oluşturduğu koleksiyonda Şeker Ahmet Paşa, Halife Abdülmecid ("Haremde Goethe"), Osman Hamdi Bey ("Silah Tüccarı") gibi ilk önemli Türk ressamları, Cumhuriyet dönemi ressamları ve 1940 Kuşağı olarak bilinen "Türk İzlenimcileri" kapsamlı bir biçi~!ie tanıtılmaktadır. İbrahim Çallı, Eşref Uren ve Orhan Peker'in birçok yapıtını içeren koleksiyon, çağdaş

özgün baskı sanatçılarına da geniş yer vermektedir. Heykel koleksiyonu ise henüz Türk heykel sanatmdan kapsamlı bir kesit verebilecek sayıda yapıta kavuşamamıştır. Müzenin büyük bir odasına Şark Odası adı verilmiş, Atatürk'ün çalışma odası korunarak eşyası ile birlikte buraya yerleştirilmiştir. Müzede ayrıca yabancı sergiler için düzenlenmiş iki büyük galeri de vardır.

Ankara Etnoğrafya Müzesi, Ankara'nın Hacettepe semtinde Anadolu halk sanatı ürünleri ve etnoğrafik malzemenin sergilenmesi amacıyla 1925-28 arasında yapılıp 1930'da ziyarete açılan müze. Etnoğrafya Müzesi'nin yapımına, Macar Türkoloğu Meszaroş'un önerisiyle bir "Milli Müze" kurmak üzere girişilmişti. Birinci Ulusal Mimarlık akımı mimarlarından Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından tasarlanan yapı, Cumhuriyet dönemi Ankara'sının yeni kent silueti içinde önemli bir noktada yer alır.

islam sanatından ahşap işleme örnekleri;
Ankara Etnoğrafya Müzesi ABC Ajansı

Atatürk'ün naaşı, 21 Kasım 1938'den Anıtkabir'e nakledildiği 10 Kasım 1953'e değin Etnoğrafya Müzesi'nin giriş holündeki katafalkta saklanmıştır.
Müzenin'giyim, işleme ve dokuma salonlarında halk giyimleri, takılar, çevreler, örtüler, yatak takımları, kilimler, halı/ar ve dokumayla ilgili araç ve gereçler sergilenir.
Madeni yapıtlara ayrılan salonda ise bakır işçiliği örneklerine, tepsi, sini, pirinç mangal, güğüm, ibrik vb gibi etnografik eşyaya yer verilmiştir. 17. yüzyıldan kalma bir Ankara evi odası, işlemeli tavanı, sekileri, raftarı, ocağı, dolapları ve başka eşyasıyla müzenin en ilginç bölümünü oluşturur.
Müzede ayrıca çini, seramik, cam eşya, tekke eşyası, yazma kitaplar ile çeşitli yerlerdeki camiierden getirilmiş minber, mihrap, sanduka, kapı ve pencere kanatları gibi ahşap yapıtlar sergilenmektedir. Ankara şeriye sicilleri de müzenin arşivinde korunmaktadır.

Ankara Kalesi, Ankara'ya egemen bir tepe üstünde kurulu kale. Iç ve dış olmak üzere iki bölümden oluşan yapmın dış surları kuzey-güney doğrultusunda yaklaşık 350 m, batı-doğu !ioğrultusunda ise 180 nı boyunca uzanır. lçkalenin güney ve batı duvarları bir dik açı oluşturur. Doğu duvarı tepenin girinti çıkıntılarını izler. Kuzey yamaç ise farklı tekniklerle yapılmış duvar-
larla korunur. Koruma düzeninin en ilgi çekici yanı doğu, batı ve güney duvarları boyunca 15-20 m'de bir yer alan 42 tane beşgen burçtur. Yirmi burcun bulunduğu dışkaleden günümüze fazla bir şey kalmamıştır. Dışkale ile içkale, doğuda Doğu Kalesi'nde, batıçla Hatip çayına bakan yamaçta birleşir. Içkalenin güneydoğu köşesinde Doğu Kalesi, kuzeydoğu köşesinde ise kalenin en yüksek yeri olan Akkale (halk arasında Ali Taşı) yer alır.
Ankara Kalesi'nin yapıldığı tarih kesin olarakbilinmemektedir. Kentte askeri bir garnizon bulunduran Hititler tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Ama bu düşünce arkeolojik verilere dayanarak doğrulanamamıştır. Kale tarih içinde çeşitli dönemler yaşadı. İÖ 2. yüzyıl başında Romalıların Galatya'yı (Ankara yöresi) işgalinden sonra kent büyüyerek kale d,ışına taştı. Roma imparatoru Caracalla IS 217'de .kalenin surlarını onarttı. 222-260 arasında Imparator Severus Alexander ve Velerianus Perslere yenilince, kale kısmen tahrip edildi.

Ankara Kalesi Unk

7. yüzyılın ikinci yarısından sonra Romalılar kaleyi onarmaya başladı. İmparator Konstantinos 668'de dışkaleyi yaptıl'dı. Imparator III. Leon ise 740'ta kale duvarlarını onal'tırken içkale surlarıpı da yükseltti. İmparator Nikephoros ve Imparator Basileios da 9. yüzyılda kaleyi onarttılar. Ankara Kalesi ıo73'te Selçukluların eline geçti.
ııoı'de Haçlı komutanı Raimond tarafından alınan kale, 1227'de bir kez daha Selçukluların egemenliğine girdi. Selçuklu sultanı I. Alaeddin Keykubad'ın onarttığı kaleye Sultan II. Keykavus da 1249'da bazı ekler yaptıl'dı. Osmanlılar döneminde onarım görmeyen kalenin surları!}ı Mısır valisi Mehmed Ali Paşa'nın oğlu Ibrahim Paşa onarttı (1832). Surların bazı yerlerinde rastlanan sütun başlıkları, lahit ve heykel parçaları, onarımıarda toplama malzemeden yararlanıldığını gösterir. Kalede 600 kadar ev, 170 çeşme, su samıçları ve tahıl an barlarının bulunduğu da bilinmektedir. Buradaki Alaeddin Camisi de en eski Selçuklu yapılarından biridir.

Ankara keçisi, TiFfiK KEÇisi olarak da bilinir, tiftiği için beslenen ve adını aldığı Ankara yöresinden dünyaya yayılmış olan evcil keçi soyu. Eskiden Ankara keçisinin atası olarak Capra aegagrus kabul edilirken, 20. yüzyıl başlarında yapılan arkeoloji araştırmaları sonucunda bu soyun Capra prisca' dan türediği görüşü yerleşmiştir. Anayurduna ilişkin araştırmalar sonucunda da, bir yandan Capra prisca türü keçilerin Asya'nın Çin'e kadar olan tüm bölgelerine yayılmış olması, öte yandan Anadolu'daki yabani

keçilerin hem C. prisca, hem de Ankara keçisiyle herhangi bir ilişkisinin olmaması nedeniyle, Ankara keçisinin kökeninin Asya olduğu genelolarak benimsenmiştir.
Sümer tabletlerindeki bilgilere ve Sümer kabartmalarındaki . ,resimlere dayanarak, Ankara keçisinin 10 4000-3000 yıllarında Sümerler tarafından Mezopotamya'ya getirildiği, ancak iklim koşulları elverişli olmadığından hayvanların soyunun tükenmeye yüz tuttuğu anlaşılmaktadır. Eski Yunanlı coğrafyacı ve tarihçi Strabon da, 10 2000 yıllarından beri Ankara yöresinde ince tüylü keçi yetiştirildiğinden söz eder. Oysa 15.
yüzyılın başlarına değin Anadolu'da Ankara keçisinin ve tiftiğin varlığını doğrulayacak bilgilere rastlanmaması, bu soyun atası olan Capra prisca türü keçilerin 13. yüzyılda Hazer Denizi'nin doğusundan Anadolu'ya Türkler eliyle getirildiği ve bu yörenin uygun koşullarında değşinim (mütasyon) geçirerek bugünkü soya dönüştüğü görüşünü güçlendirecek niteliktedir.
Ankara keçisi ilk kez 1541'de, I. Süleyı;nan'ın (Kanunı), Kutsal Roma-Germen Imparatoru V. Karl'a (Şarlken) bir çift tiftik keçisi hediye etmesiyle Anadolu dışına çıkmış oldu.. 18. yüzyılda da Hollanda, Fransa ve Ingiltere'ye az sayıda Ankara keçisi götürüldü. Bugün dünyanın başlıca tiftik keçisi yetiştiricilerinden olan Güney Afrika'ya bu keçiler ilk kez 1838'de götürüldü. 1897'ye değin çeşitli yollardan Güney Afrika'ya taşınan Ankara keçileri, bu ülkedeki kıl keçileriyle melezlenerek olumlu sonuçlar alındı. 1849'da Sultan Abdülmecid'in ABD başkanına hediye olarak 2 teke ve 7 dişi damızlık göndermesiyle Amerika kıtasına da yayılan Ankara keçisi özellikle ABD'nin Texas eyaletinde yoğun olarak yetiştirilmektedir.
1830'lara değin, Ankara keçisi ve tift.iği tekelinde bulunduran Türkiye, 1839'da Ingiltere'de tiftik (moher) işleme sanayisinin kurulmasıyla ihracattaki payını yitirmeye başladı. 19. yüzyılda ihracatı yasaklama kararı alındıysa da uygulanamadı. Ancak Cumhuriyet'ten sonra, ~924'te çıkarılan ':Tiftik Keçilerinin Men-i Imrar ve Teksir-i Adat" yasasıyla damızlık satışı yasaklanabildi, ama bu arada öbür ülkeler de keçi varlığını artırmış, hatta damızlık satı-

Ankara keçisi Unk

şına başlamışlardı. Bugün Türkiye'nin dışındaki en büyük tiftik keçisi ve tiftik üreticileri Güney Afrika Cumhuriyeti, ABD, Avustralya, Arjantin, Lesotho, eski S.SCB ve Yeni Zelanda'.dır; ayrıca Meksika, Iran, Şili, Kanada ve Ispanya'da da Ankara keçisi yetiştiriimektedir. Türkiye'nin hayvan sayısı ve tiftik üretimi açısından önde gelen illeri ise Ankara, Konya, Eskişehir, Mardin, Çankırı, Kütahya, Kastamonu ve Y ozgat'tır.

315 Ankara Palas

Öbür evcil keçilere oranla biraz daha küçük ve narin yapılı olan Ankara keçisinin hem erkeği hem dişisi boynuzludur; erkeklerin boynuzu dişilerinkinden daha kalın ve daha uzun olur. Kulakları uzun ve düşüktür. Genellikle beyaz, uzun, parlak ve ipek gibi yumuşak kıllardan oluşan tiftiği düzenli lüleler biçimindedir. Siirt ve Van illerinde gümüşi ve kurşuni, giderek siyah tüylü Ankara keçileri yetişir.
Hayvanın canlı ağırlığı erişkinlerde 25-35 kg'ı bulur. Yaklaşık 150 gün süren gebelik döneminden sonra dişi genellikle tek yavru doğurur; ikiz doğum oldukça enderdir.
Ankara keçisi, tiftik verimini düşürmernek için genellikle sağılmaz, ama sağıldığı zaman, da yavrusunu besledikten sonra 20-25 kg kadar süt verebilir.
Türkiye'de Ankara keçileri genellikle yılda bir kez kırkılır ve tiftik verimi hayvan başına 1-3 kg arasında değişir. Güney Afrika Cumhuriyeti ve ABD'de ise yılda iki kez kırkılır ve hayvan başına 4,5-5 kg tiftik alınır. Verim düşüklüğü nedeniyle Türkiye, tiftik üretimindeki üstünlüğünü bu iki ülkeye kaptırmıştır. Ayrıca bak. tiftik.

Ankara kedisi, uzun, yumuşak ve kabarık tüylü evcil kedi soyu. Uzun tüylü kedilerin ~talarından olan Ankara kedi si genellikle Iran kedisiyle karıştırılır; örneğin ABD'de, bütün uzun,. beyaz tüylü kediler ayrım yapmaksızın Iran kedi si diye anılır. Genellikle orta büyüklükte olan Ankara kedisinin kafası yuvarlak, burnu küçük, kulakları uzun, ağzı ve tabanıarı pembe rynkte, kuyruğu uzunca ve çok tüyıüdür. Iri ve badem biçimindeki gözleri mavi, sarı, yeşil ya da bakır rengindedir. Çok ince, yumuşak ve ipek görünümünde olan lekesiz beyaz tüyleri boynunda kabarık bir yaka oluşturur. Mavi gözlüleri genellikle sağırdır; bazılarının da bir gözü mavi, bir gözü sarı olur.
Uzun tüylü kedilerin kısa tüylü kediler kadar canlı ve hareketli olmadığına inanılırsa da, Ankara kedileri oldukça hareketli, oyuncu, duygusal ve gerektiğinde kendini savunmayı bilen kedilerdir. Ayrıca bak.
Van kedisi.

Ankara Orman Çiftliği bak. Atatürk Orman Çiftliği

Ankara Palas, Ankara'da, otelolarak inşa edilen, I. Ulusal Mimarlık dönemine ait yapı. Ulus Meydanı ile Ankara Garı'nı birleştiren Cumhuriyet Caddesi üstündedir.
Karşısında eski Büyük Millet Meclisi binası bulunur. Yapının tasarımına 1924'te mimar Vedat Tek tarafından başlandı. Ama temellerin atılmasından sonra Vedat Bey işi bıraktı. Bundan sonra otel Mimar Kemaleddin Bey'in yeni tasarımıyla tamamlandı.
Kemaleddin Bey 13 Temmuz 1927'de, yapımı süren otelin şantiyesinde öldü. 1927 sonbaharında işletmeye açılan Ankara Palas, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Ankara'nın önemli siyasal ve sosyal toplantılarında ve devlet konuklarının ağırlanmasında kullanıldı. Kent merkezinin Kızılay ve Bakanlıklar yönüne kaymasıyla siyasal yaşamdaki önemini yitirdi ve giderlerini karşılayamaz duruma gelerek kapandı. 1972'de onarılarak bir kez daha açıldı. Vakıflar tarafından 1975'te yeniden kapatıldı; 1977'ye değin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın kullanımına verildi. 1980 sonrasında ise Devlet Konukevi 'ne dönüştürüldü.
Bodrumuyla birlikte üç katlı olan yapının iskeleti betonarmedir. Dikdörtgen biçimli planı giriş aksına göre simetriktir. Cepheler Ankara Sanat Tiyatrosu 316

:fe plana uygun olarak simetrik düzenlenmiştir. Cadde cephesinde ana girişle köşelerdeki bölümlere, dışa doğru taşırılıp saçak :iüzeyinden yukarı yükseltilerek birer kule görünümü verilmiştir. Bir taçkapı gibi biçimlendirilmiş yüksek ana girişin tepesinde ahşap bir kubbe vardır; bunun jışında yapı tümüyle ahşap bir kırma çatıyla Jrtüıüdür. Zemin katın bütün pencereleri ;ivri kemerli, üst kat pencereleri ise dikjörtgen biçimlidir. Ayrıca üst kat odalarıun önünde birer küçük balkon vardır.
L.emin katta, ortadaki büyük balo salonun:lan başka, önü teraslı bir çay ve oyun ;alonu, bir de yemek salonu yer alır.
Yemek salonu 1940'ta yapılan bir ekı e )üyütülmüştür. Otelin 60 odasından 16'sl :la bu kattadır. Üst katta, odalardan başka ~irişin üstünde özel bir daire yapılmıştır. ~odrum katta da ısıtma merkezi ile servisler 'er alır. Ankara Palas'ın cephelerindeki )ezemeler klasik Osmanlı ve Selçuklu minarlığından izler taşır. Ana girişteki büyük

.nkara Palas emal Zeki Gençosman Arşivi

emerin köşeleri ile kemerin üstündeki ilmeyle çevrili tepelik rumi motiflerle bezedir. Pencerelerin hepsinde bulunan silme:r, kemerlerin üzengileri hizasında birbirie bağlanarak yapıyı dolanır. Köşe kulelemdeki saçak altlarında da küçük kemer ıotiflerinden oluşan silmeler vardır. Balon korkuluklarında ise geometrik motifler ullanılmıştır. Alt yüzü bezeli saçak da ldukça geniş tutulmuştur.

,nkara Sanat Tiyatrosu (AST), belirgin bir ınatsal çizgide, nitelikli oyunlar sergileyen, 'ürkiye'nin tiyatro yaşamında önemli bir er edinmiş özel topluluk.
1963'te Asaf Çiyiltepe;nin öncülüğünde urulan topluluk, perdelerini Samuel Becett'in Godot'yu Beklerken adlı oyunuyla :;tı ve kısa sürede nitelikli çalışmalarıyla nem kazandı. 1967'de, Asaf Çiyiltepe'nin ıme sırasında bir trafik kazasında ölmesi zerine, topluluğun sanat yönetmenliğini ,üner Sümer üstlendi. Onun da 1970'de bir rup arkadaşıyla birlikte ayrılıp İstanbul' 1, İstanbul Sanat Tiyatrosu'nu -kurmasının :dından AST'ta ücret anlaşmazlığı nede·· .yle greve gidildi. Uzun süren grevden mra tiyatro, çalışanların eline geçti. 19723'te sanat yönetmenliğini Ergin Orbey ıptı. 1971'de sıkıyönetim tarafından kapalan AST, çalışmalarını bir süre Ankara iyatrosu adıyla yürüttü. 1974'te eski adını miden alarak başarılı oyunlar sergilerneyi ırdürdü.
\ST Bozuk Düzen (Güner Sümer), Ayak acak Fabrikası (Sermet çağan), 72. Koğuş )rhan Kemal), Küçük Burjuvalar (Makın Gorki), Müfettiş (Nikola Gogol), Sarınar 1914 (R.N.GÜntekin), Eskici Dükını (Orhan Kemal), Hitler Rejiminin Kor· ı ve Sefaleti (~ertolt Brecht), Zengin utfağı (Vasıf Ongören), Ana (Maksim

Gorki), El Kapısı (Bilge su Erenus), Nereye p'ayidar (Bilge su Erenus), 403. kilometre (Isrnet Küntay), Tak-Tik (B.Brecht-C.Yücel), GüneyU Bayan (Bilgesu Erenus), Yaz Misafirleri (Maksim Gorki), Rumuz Goncagül (Oktay Arayıcı), Küçük Adam Ne Oldu Sana (Hans Fallada), Misafir (BilgesI) Erenus) ve Bir Halk Düşmanı (Henrik Ibsen) gibi birçok nitelikli oyunlar sergilemiştir.
Değişik dönemlerde AST kadrosunda görevalan sanatçılar arasında Rana Cabbar, Ayberk Çölok, Elif Türkan Çölok, Celile Toyon, Genco Erkal, Tuncer Necmioğlu, Tolga Tigin, Oben Güney, Salih Ka}yon, Tunca Yönder, Şevket Altuğ, Çetin Oner, Işık Toprak, Erkan Yücel, Seden Kızıltunç, Nevra Serezli, Gülşen Girginkoç, Erol Demiröz, Savaş Yurttaş, Şener Kökkaya, Meral Niron, Yaman Okay, Işık Yenersu, Fikret Hakan, Mehmet Keskinoğlu sayılabilir. 1973'te topluluğun genel sanat yönetmenliğini Rutkay Aziz üstlenmiştir.
Uzun yıllar başarılı bir tiyatro çizgisini sürdüren AST, kolektif çalışma tarzını benimsemiş ve toplumsal konulara ağırlık veren yapıtlar sahnelemiştir.

Ankara Savaşı, Osmanlı Padişahı 1. Bayezid (Yıldırım) ile Timur arasında, Ankara' nın Çubuk Ovasında yapılan savaş (28 Temmuz 1402). Geç ortaçağ tarihinin en kanlı meydan savaşlarından biri olan ve Osmanlıların yenilgisiyle sonuçlanan Ankara Savaşı, Osmanlı Devleti'nin parçalanmasına ve Fetret Devri (1402-13) olarak bilinen bir iktidar boşluğu döneminin yaşanmasına yol açtı.
Osman Gazi ve Orhan Gazi ile 1. Murad'ın inşa ettikleri devlet, daha ç<]k Balkanlar'da genişlediği gibi, henüz gevşek vasallık bağlarına dayanıyordu. Bu dönemde Osmanlılar özellikle Anadolu'da hızlı ve kesin ilhaklara girişmel)1işlerdi; aradaki çatışmalara karşın, Türk-Islam beylikleriyle daha yumuşak bir ilişkiyi gözetiyorlardı. 1. Bayezid ise, Istanbul kuşatmasını sürdürürken, bir yandan da Anadolu birliğini sağlamak amacıyla çeşitli savaşlara girişti. Karamanlılara karşı kazanılan Akçay zaferiyle (1398) Konya, Niğde, Karaman ve Develi Osmanlıların eline geçti; Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin'in öldürülmesiyle Sivas, Tokat, Kayseri ve Aksaray Osmanlı egemenliğine girdi (1399). Aynı yıl Memlı1k sultanı Berkuk'un ölümünden ve yerine çocuk yaştaki Nasıreddin Ferec'in geçmesinden yararlanan 1. Bayezid, Malatya'yı Meınlı1klerden aldı. Dulkadıroğullarının elinde bulunan Kahta, Divriği, Behisni (Besni) ve Darende kaleleri de Osmanlılara geçti. Osmanlı sınırları böylece doğuda Orta Fırat'a dayanmış oluyordu.
Bütün bu fetihler sırasında Bayezid, yenilgiye uğrayan yerel hanedanıarı bütünüyle tasfiyeye yönelerek, sıkı bir merkezi yapı kurmaya girişti. Bu amaçlaBalkanlar'ın Hıristiyan. prensiiklerine ve aristokraşisine yaslanması ise, Türk beylerinin ve Islam ulemasının kendisine duyduğu tepkiyi artırıcı.. bir roloynadı. .
Ote yandan, Türkistan ve Iran'c~a güçlü bir devlet kuran Timur, kendini Ilhanlıların varisi sayarak Anadolu. üzerinde hak ileri sürmekteydi. Bayezid döneminin genişl.emesi, Osmanlıları erken bir aşamada On Asya'ya dayandırdı ve Timur'un dikkatini çekti. Timur'un saldırılarıyla topraklarını yitiren Celayir sultanı Ahmed ile Karakoyunlu Kara Yusuf Osmanlılara sığınınca, Bayezid ile Timur arasında mektuplaşma başladı. Bayezid, Timur'un, Kara Yusuf ile Sultan Ahmed'in geri verilmesi yolundaki isteğini kabul etmedi. Osmanlılara gözdağı vermek isteyen Timur, Bayezid tarafından toprakları ellerinden alınan ve Timur'un

yarı-kabile sel devletinde kendilerine daha yakın bir sosyal düzen bulan Anadolu bey lerinin de kışkırtmasıyla Sivas, Halep ve Şam'ı ele geçirdi (1400). Timur'un Bağdat'a yönelmesi üzerine Bayezid, Temmuz 1401 'de doğuya ilerleyerek Timur'a bağlı Mutahharten'in egemenliğindeki Erzincan ve Kemah'ı istila etti. Bu gelişme iki hükümdarın arasını iyice açtı. Bayezid'e bir elçi gönderen Timur, Kemah'ın Mutahharten'e, Anadolu beyliklerinden alınan yerlerin de sahiplerine geri verilmesini, Kara Yusuf'un teslim edilmesini ve Osmanlıların kendisine bağlanmasını istedi. Bayezid'in Timur'un yerine getirilmesi zaten olanaksız bu isteklerinin hiçbirini kabul etmemesi savaşın gerekçesi oldu.
Sonraki gelişmelerde, hem Balkanlar, hem Anadolu'da yayılmış bulunan Osmanlıların her iki cephe arasında gelip gitmek açısından zorlanmaları önemli bir roloynadı.
Harekat inisiyatifini ele alan Timur, 1402 başlarında Gürcistan'da yeniden büyük bir ordu topladı; Erzincan, Kemah ve Sivas üzerinden Ankara'ya gelerek kenti kuşattı.
Ama Bayezid'in Tokat üzerinden Ankara'ya doğru yaklaştığını haber alınca, kuşatmayı kaldırarak Çubuk Ovasına çekildi.
Fillerle desteklenen ordusu Bayezid'inkinden daha kalabalık ve askeri malzeme bakımından daha güçıüydü. On dört saat süren savaşın başlarında üstün görülen Osmanlı ordusu Karatatarlarla eski Anadolu beyIikIerine bağlı askerlerin Timur'un saflarına katılmasıyla güç durumda kaldı. Bir tek Sırp müttefikleri Bayezid'i sonuna değin terk etmediler. Savaş, Timur'un lehine döndüğü sırada, 1. Bayezid'in oğullarından Süleyman Çelebi, Mehmed Çelebi ve Sadrazam Çandarlı Ali Paş.a kuşatmayı yararak kaçma yı başardılar. Uç yüz kişi kalıncaya kadar çarpışan Bayezid ise sonunda tutsak düştü.
Osmanlıların Ankara Savaşı yenilgisi, Osmanlı Devleti'nin parçalanarak Anadolu'da 1. Murad dönemindeki sınırlarına çekilmesine, devletin imparatorluk aşamasına geçmesinin 50 yıl kadar gecikmesine, Anadolu beyliklerinin yeniden kurulmasına ve Osmanlı tarihinde Fetret Devri olarak bilinen yaklaşık 11 yıllık bir iktidar boşluğu döneminin yaşanmasına yol açtı. Doğuya doğru erken yayılmanın ve iki cephe arasında sıkışmanın acı sonuçları ile, kuruluş döneminin etkili Türk soyluluğunu bir kez daha yabancılaştırmama gereği, 1. Mehmed ve II.
Murad dönemi siyasetine damgasını vurdu.
Ayrıca bak: Osmanlı Devleti.

Ankara tavşam, uzun, parlak ve ipek yumuşaklığındaki tüyleri için beslenen evcil tavşan soyu. Anayurdu bilinmemekle birlikte Anadolu'dan dünyaya yayılmış olan Ankara tavşanının en belirgin özelliği kulaklarının püsküllü olmasıdır. Alnı ve yanakları da uzun tüylerle kaplı olduğundan başı yuvarlak ve basık görünür. Tüy rengi genellikle beyazdır; gri, mavi ve boz tüylü olanlarına da rastlanır. Yünle karıştırılarak kumaş yapımında kullanılan değerli tüyleri yolma ya da kırkma yöntemiyle elde edilir. Kırkılmış tüylerin ı. kalitesi 5-7 cm, 2. kalitesi 3,5-5 cm uzunluğundadır. Yolunarak elde edilen tüylerin süper kalitesi 8 cm, ı.
kalitesi 7,5 cm, 2. kalitesi ise 5-7,5 cm uzunluğunda olur. Tüy kalitesini artırmak için tavşanlar fırçayla taranarak tım ar edilir ve genellikle yılda 4 kez tüy alınır; en yüksek tüy verimi şubat-eylül ayları arasındadır. En değerli tüyler uzun, ince ve alaca olmayanlardır. Tüy kalınlığı dipten uca doğru artar ve ince kıllar kalın kıllardan daha dayanıklı olur.

Ankara Üniversitesi, 13 Haziran 1946'da çıkarılan 4936 sayılı yasayla başkentte kuruldu

Copyright © 2007 Erka Seri İlan Reklam Hizmetleri Ltd. Şti
Tasarım: T.U.R.N.A